Bu Blogda Ara

Aile Yazıları

O KİTAP

Köşedeki büyük kitapçının tüm ışıkları açıktı. Dış cephesi tamamen camla kaplı binanın, ilk iki katında bulunan kitapçı, caddenin en aydınlık dükkanıydı. Hızla önünden geçen otomobil, keskin bir manevrayla ilerideki zemin otoparka daldı.

"Yok, akıllanmazsın sen! Bak yine geldin  buraya, hani otoparkı  olmayan yerlere gitmeyecektin. Ooof , gir şimdi bu otopark bozması çukura, sonra bi dünya yol yürü... Ne o? ille o kitabı alacağım, ilaç sanki! Anlamıyorum bu insanları, kocaman kitapçı yap sen şehrin merkezine, bi otoparkı düşünme! Zihniyet..."

Kitapçının otomatik kapısı açıldı. Hızla içeri girdi. Raflar arasında bir kaç müşteri ve kasada her zaman ki genç çocuk vardı.

" Aman bu uyuza da selam melam veremem. Mumya suratlı, bi gram mimik yok, kırışmaz bu gıcıklar. Nasıl da buluyorlar bunları? Kitapçı tipi sürüsü! hepsinde aynı  donukluk.."

Yabancı Romanlar, Denemeler, Çeviriler raflarına doğru yöneldi.

"Hımm temizliğin kokusu, seviyorum bu deterjan kokusunu. Aa ama pes artık, müşteri varken ne temizliği bu ya!"

En alt raftaki, üstü kabartmalı, kıpkırmızı, tombul kitaba uzattı elini.

"Ah be Dostoyevski'cim nerede anlattığın o tozlu kitap rafları. Ne toz ne koku! Kahve kokusu bastırıyor kitap kokusunu. Yeni moda kitapçıların içindeki kahve salonlarını ben de seviyorum ama buranınki de pek bi ruhsuz, kocaman, yemekhane gibi."

"Vay vay İnsancıklar'ın yeni baskısına şıkırtılı kapak ha? İçi seni yakar dışı beni çeker olmuş. Dostoyevski'cim iyisin hoşsunda, pek bi derin pek bi bedbaht yazmışsın be hocam! Eh sende haklısın, o çatısı düşük ülkede n'apacaksın, kasvetin ıcığını gıcığını anlatmaktan başka. Neydi o Moskova gezisi, bulutlar inmişti çatıların üstüne, griden, kızıldan başka renk yoktu, ha Şubat'ın kasveti diyeceksin ama yok yok; gökyüzünün hüzün saçan o hali, bahar da ne kadar çiçek açtırır ki..."

Kırmızı kitabı yerine bıraktı, raflardaki kitapları tek tek tarıyordu. Elini, yanan ocağın alevinden kaçırırcasına, ürpertiyle, hızla göğsüne doğru çekti.

"Cıs, yakan kitaplara geldik. Ah Selim İleri ah! Yazdıklarını okuyup okuyup, az melankolik dolanmadım üniversitede. Bu adam bu duyarlılıkla 40'ı bulmaz diyordum bak 30 yıl geçti, sonuç; Selim hala hayatta! "

Üst kata çıkan merdivenlere yöneldi.

" Sevmiyorum, gıcık oluyorum "yok" edebiyatıyla, dırdır vırvırla içimizi daraltan edebiyatçılara. Hele edebiyatın raconu bu diye tutturanlar yok mu? Bas kasveti, et küfrü, şu yok, bu kötü, o umutsuz. Oooh, dök içinin posasını. İyi edebiyatçı olacağım diye okuyanın içini bay. Kanmam artık bezgingillerin yazdıklarına. Ben artık pozitif yazanlara ayıracağım kafamı da paramı da."

"Ayrıca değişsin artık kitapçıların bölüm adları? Romanlar, öyküler, çeviriler yerine 'güldürenler, ağlatanlar, depresyona sokanlar, depresyondan çıkaranlar, mutluluk verenler v.s..' diye adlandırsalar ya kitapları...

Çok satanlar da yine komplo teorileri, entrikalar, gidişat fena edebiyatı. Allah'ım yine zehirleyecekler alemi cihanı. Cihanı alemi miydi yoksa. Neyse, bu raflara da bakayım, yoksa o mumyaya soracağım mecbur!"

Alt kata indi. Etrafta kasiyerden başka kimse görünmüyordu. Kasanın önüne geldi gülümseyerek;

"Neredeyse tüm rafları taradım ama bulamadım. Bitti mi Fernando Pessoa'nın "Hiç bir Şey İstememenin Mutluluğu"?

Hatice İnhanlı
16.11.2017, Bursa




***

Anne, baba, çocuk ve aile düzenine ait beğendiğim yazıları, bu bölümde sizlerle paylaşmak istedim.


Çocuğunuzu Olumlu İlgi İle Motive Edin

Bütün ebeveynler çocuklarını çok seviyor ama onları hayata karşı motive etmekte zorluk çekebiliyor. Çocuğunuza olumsuz hareketleri ile değil olumlu davranışlarla ilgimizi çekebileceğini öğretin ve onu bu yönde motive edin, günde birkaç kez ilginizi ona yöneltin. Bu ilgiyi ona çok basit şeylerle gösterebilirsiniz, onunla konuşarak, sarılıp öperek veya onu sadece onu oynarken izleyerek. Bu şekilde çocuğunuzun olumsuz davranışlarla “bu ilgiyi sizden zorla istemesini” önleyebilirsiniz.

Çocuğunuzun olumsuz davranışlarına ise çok fazla aldırmamaya, üstünde durmamaya, ilgi göstermemeye çalışın. Tepki göstermenizi gerektiren bir davranışta bulunursa tepkiniz kısa kesin. Defalarca yapma demek yerine,davranışının getireceği sonucu, mesela alacağı cezayı, kısa ve net olarak belirtin. Tutarlı olun, “bu son uyarım, bir daha uyarmayacağım” dediğinizde gerçekten bir daha uyarmayın. Böylece çocuğunuza olumsuz hareketleriyle değil, olumlu davranışlarıyla sizin ilginizi çekebileceğini öğretmiş olursunuz ve onu bu yönde motive edersiniz.

Ebru Gezer, Sabah Gazetesi, 19 Ekim 2014


Anne Baba El Kitabından!

Amaçları uğurlarında adım adım adım çaba harcanırsa ve düzenli olarak o yönde gayret gösterilirse gerçekleşir.

Mutlu ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek bilinçli bir zaman yatırımı gerektirir. Çocuğunuza öğüt vereceğinize ona örnek olun. “Kibarlık, vericilik ve dürüstlük” ancak yaşanarak öğrenilir.
Erkek çocukların babalarını, kız çocukların annelerini örnek aldıkları görüşü doğru sayılamayacak (genel) bir görüştür. Çocuklar sıcak, yumuşak ve verici yetişkinleri kendilerine örnek alırlar.
Çocuğunuza değerlerinizi benimsetmek istiyorsanız, az kızın ve yumuşak olun. Hata yaptığınız zaman bunu kabul edin ve dile getirin. Çocuğunuza karşı yaptığınız bir davranışınız sizi üzüyorsa ondan özür dilemekten çekinmeyin.

Çocuk anne babanın görülen bir çok özelliğini aldığı gibi, gözle görülmeyen özelliklerini de alır. Çocuğunuzun mizacından memnun değilseniz, kendinizin ve eşinizin aynı yaştaki durumlarını soruşturun. Şaşılacak benzerlik bulacaksınız.

Sabah kalktığınızda canınız sıkkın olsa bile çocuğunuza güler yüzle yaklaşın ve günaydın deyin. Bir şey kırıldığı, bozulduğu veya kaybolduğu zaman çevrenizdekileri suçlamayın.

Olmuş olanı değiştiremezsiniz. Çocuğunuz yolunda gitmeyen bir şeye nasıl tepki verileceğini size bakarak öğrenecektir. Çocuğunuz lokantada ve misafirlikte nasıl yemek yemesini istiyorsanız bununla ilgili düzenlemeyi evde de yaparak çocuğunuza örnek olunuz. Yemeklerinizi mutlaka aynı masada ailece yiyin. Aynı yemekten onun tabağına yiyebileceği miktarda koyun. Daha büyük tabağa koyarak, daha az görmesini sağlayabilirsiniz. Sizin yediğinizi görünce o da taklit ederek yemeğe başlayacaktır.

Ana Baba Olmanın Temel İlkeleri
Hayatı değerli kılan, bilinçle seçilmiş tepki ve değerle yaşamaktır. Hayat yalnızca bir tecrübe değil aynı zamanda bir derstir. İstediğiniz gibi çocuk yetiştirmeniz; söylediklerinizden çok, kurduğunuz ilişki biçimine bağlıdır. Kimse kimseye yaşamayı öğretemez. Çocuğunuza hayatı hazır bir reçete olarak sunamazsınız. Çocuğunuzun hayat yolunu çizemezsiniz. Ona ancak kendi yolunu çizebileceği bir harita verebilirsiniz. Çocuğunuzun yetişkinliğinde size göstereceği ilgi ve yakınlık, sizin kendi anne babanıza gösterdiğinizde fazla olamaz. Buna mezarlık ziyaretleri dâhildir.

Hoşgörü çocuğunuzu sizin istediğiniz gibi davranmaya isteklendirir. Hoşgörü karşımızdakini istediğimiz gibi olmaya zorlamak değil kendi istediği gibi olmasına imkân sağlar. Hoşgörü ile büyüyen çocuklar sabırlı ve hoşgörülü olmayı öğrenirler. Anne baba olmanın en zor tarafı, bir şeyi doğru yapılacağını bildiği halde yanlış yapılmasına sabır göstermektir.


Çocuğun Yemek Seçme Nedenleri:

Anne sütünden ek besinlere geçildiği dönemde besinler tek tek bebeğe tattırılmadıysa ve genelde bulamaç bir beslenme tarzı benimsendi ise ileride çocuk tadını bilmediği besinleri reddeder. Evde bakıcı, anneannenin ya da babaannenin büyüttüğü çocuklarda bu sorun daha çok yaşanır. Çocukların kendi kendilerine yemek yemelerine fırsat vermezler. Çünkü bu şekilde hem ortalık hem de çocuğun üstü temiz kalır. Ayrıca başında da dolaşıp bin dereden su getirerek çocukların çok daha kolay yediklerini düşünürler. Vicdanen de daha rahat ederler. Taklit ettiği ebeveyninin olumsuz davranışları çocukta da görülmektedir. Örneğin, sebze yemeyen bir annenin çocuğunun da sebze sevmediği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çocukların yemek seçmesini engllemek ve seçtiği besinleri yemesi için neler yapılabilir?

Kendi yemek istiyorsa izin verin.
Eline çatalı alıp ağzına götürmeye başladığı günden itibaren kendi kendine yemek yemesine izin verin, etraf batacak korkusuyla yaklaşmayın ona. Sadece yemesinde yardımcı olun. Bebeklikten itibaren çeşitliliğe önem verin. Ek besinlere altıncı ayda başlayın ve ayına göre verilmesi gereken besinleri tek tek vermeye başlayın. Bir yaşına geldiğinde hemen hemen tattırmadığınız sebze ve meyve kalmasın. Bulamaç besinler vermekten kaçının. Onu hiçbir şey için zorlamayın, hele yemesi için asla zorlamayın. Çocuklar belli kurallar dahilinde hareket etmeyi severler, öğün saatleri ve yemek menüsünde iyi bir planlama yapın. Tutarlı davranın. 

Çevresinde kim varsa; anne, baba, abla, dede v.s. bir davranışı karşısında herkes aynı tutumla karşısında cevap vermeli. Örneğin ıspanak yemediğinde baba kızar, abla yemesen de olur derse, anne dayanamaz sevdiği bir besini yaparsa çocuk en kolay olanı ve işine geleni yapacaktır. Yani ıspanağı yemeyecek ve annesine sevdiği yemeği yaptırtacaktır. Çocuğunuzun tercihlerini göz önünde bulundurun alışverişe gittiğinize sepete bir iki besini koymasına izin verin. Sebze alırken hoşuna gittiğini sepete koymasını isteyebilirsiniz.

Besinleri her seferinde farklı biçimde pişireceğiniz menüler hazırlayın. Özellikle sebzeleri değişik formlarda hazırlayın, bir sefer sulu yemek içinde sunduysanız bir sonrasında böreğin içinde sonrasında garnitür olarak verebilirsiniz. Yemeklerinizi bir seferlik pişirin. Ailece bir öğünde tüketip ertesi güne yemek artırmamaya çalışın. Elde artan yemeği başka şekillerde değerlendirin, mesela artan pirinç pilavını domates suyuyla çorba yapabilirsiniz. 

Diyetisyen Aysen Arıcan, 2009, Anne Kalbi Dergisi



Çocuğunuzu Olumlu İlgi İle Motive Edin

Bütün ebeveynler çocuklarını çok seviyor ama onları hayata karşı motive etmekte zorluk çekebiliyor. Çocuğunuza olumsuz hareketleri ile değil olumlu davranışlarla ilgimizi çekebileceğini öğretin ve onu bu yönde motive edin, günde birkaç kez ilginizi ona yöneltin. Bu ilgiyi ona çok basit şeylerle gösterebilirsiniz, onunla konuşarak, sarılıp öperek veya onu sadece onu oynarken izleyerek. 

Bu şekilde çocuğunuzun olumsuz davranışlarla “bu ilgiyi sizden zorla istemesini” önleyebilirsiniz. Çocuğunuzun olumsuz davranışlarına ise çok fazla aldırmamaya, üstünde durmamaya, ilgi göstermemeye çalışın. Tepki göstermenizi gerektiren bir davranışta bulunursa tepkiniz kısa kesin. Defalarca yapma demek yerine,davranışının getireceği sonucu, mesela alacağı cezayı, kısa ve net olarak belirtin. Tutarlı olun, “bu son uyarım, bir daha uyarmayacağım” dediğinizde gerçekten bir daha uyarmayın. Böylece çocuğunuza olumsuz hareketleriyle değil, olumlu davranışlarıyla sizin ilginizi çekebileceğini öğretmiş olursunuz ve onu bu yönde motive edersiniz.

Ebru Gezer, Sabaha Gazetesi, 19 Ekim 2014


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder